Yazılar

ÖĞRENCİLER NEDEN DERS ÇALIŞMIYOR (VİDEO) – TVDEN EĞİTİM ROTASI

EĞİTİM ROTASI BAŞLADI12.02.2018

Gepostet von TvDen am Montag, 12. Februar 2018

ÇOCUĞUNUZ 1. SINIFA BAŞLAMAYA HAZIR MI?

Okula başlamak, hem çocuk hem de aile için önemli bir değişimdir. Bu önemli başlangıç çocukların gelecekteki başarısına giden yolda atılan ilk adımdır. Eğer bu yıl çocuğunuz okula başlayacaksa okul olgunluğa ulaşıp ulaşmadığını öğrenmeniz oldukça önemlidir. Okul olgunluğuna ulaşmak çocuğun okula, okulun gerektirdiği kurallara ve öğrenmeye hazır olması demektir. Örneğin okula başlayan çocuğun derste anlatılanları öğrenebilmesi için dikkatini derste anlatılanlara verebilmesi ve dikkatini sürdürebilmesi, yazı yazmayı öğrenebilmesi için ince motor becerilerinin kalemi tutabilecek kadar gelişmiş olması gerekir. Bunların dışında okulun sosyal ortamına uyum sağlayabilmesi için kendini açıkça ifade edebilmesi, yeterli süre boyunca yerinde oturabilmesi, sosyal kurallara uyabilme yetisini kazanmış olması gerekmektedir. Eğer çocuk okul olgunluğuna ulaşmadıysa okulun beklentilerini karşılayamayabilir, kendine yada okula karşı olumsuz inançlar geliştirebilir (Ben okuyamıyorum, diğerleri yapabiliyor ben yapamıyorum, okul sıkıcı vb.)  ve bu da hayatı boyunca akademik başarısını etkileyebilir.

Çocuğunuzun okul olgunluğuna ulaşıp ulaşmadığını nasıl değerlendiriyoruz?

Çocuğunuzun okul olgunluğuna ulaşıp ulaşmadığı psikologlarımız tarafından uygulanan okul olgunluğu testleriyle değerlendirilir ve size rapor halinde sunulur. Değerlendirmeler sonucunda çocuğunuzun desteklenmesi gereken alanları olduğu gözlenirse; çocuğunuzun özel bir çalışma planı ile okula hazırlanmasına yardımcı olunur. Bu sebeple değerlendirmeleri yaz döneminde yaptırmanız size ve çocuğunuza okul açılana kadar hazırlanması için yeterli zaman sağlayacaktır.

Çocuğunuzu okul olgunluğu değerlendirmesine nasıl getirmelisiniz?

Çocuğunuzun uykusunu almış, karnının tok olmasına ve hasta olmamasına özen gösteriniz. Çocuk ile değerlendirmeye gelirken “ Test yaptırmaya gidiyoruz” demek kaygısını arttırabileceğinden bunun yerine “Seninle oyun oynanacak, bazı kalem kağıt etkinlikleri yapılacak bir yere gidiyoruz” denilmesi daha uygun olur.

Randevu ve Bilgi için lütfen iletişime geçin.

AİLE OYUN TERAPİSİ (FİLİAL TERAPİ)

Anne baba olmak hayattaki en zor işlerden biridir çünkü bunun eğitimi yoktur. Genelde anne baba olduğumuzda başlar ebeveynlik serüvenimiz. Hepimiz bazı becerilere sahip olabiliriz ama zaman zaman bazen de çoğu zaman çocuklarımızla ilişkilerimizde bu becerilerimiz yetmez ve zorlanırız. Çocuğun duygularını tanımak, çocuğu değiştirmeye çalışmadan onu olduğu gibi kabul etmek, sorun davranışı doğru saptamak, sağlıklı bir iletişime nelerin engel olduğunu bilmek bizleri zorlayan meseleler olarak karşımıza çıkar. Bu zorlayıcı meselelerle ebeveyn-çocuk ilişkisi bozulduğunda ise ailelerde kronik ve şiddetli iletişim sorunları yaşanır.

Filial oyun terapisi çocuk ve aile ile ilgili yaşanan güçlüklerin yatışmasına yardımcı olan anne-baba çocuk ilişkisini vurgulayan özgün bir yaklaşımdır. 60’lı yıllarda geliştirilmesinin ardından yapılan kapsamlı araştırmalar ve uygulamalar; bu yaklaşımın çocuklara yardım etmede ve aileleri güçlendirmede çok etkili bir araç olduğunu göstermiştir. Oyun terapisinin uzun yıllardır çocukların içsel çatışmalarını (kardeş kıskançlığı, anne-baba ayrılığı, aile iç çatışmalar, korkular) çalışmalarına yardım eden, kendilerini oldukları gibi ifade edebilecekleri bir ortam sağlayan önemli bir terapi yöntemi olduğu zaten bilinmekteydi. Filial terapi ise ailelere yönelik ve ailelerin doğrudan çocuklarının davranışları üzerine eğitildiği, çocuk odaklı bir psikoeğitimdir. Yapılan araştırmalar ve klinik deneyimler sonucunda aile oyun terapisinin çocuklar ve aileler için uzun dönemli olumlu değişimler sağlamada oldukça etkili olduğu görülmüştür.

Filial oyun terapisinde eğitimden geçen aileler önce terapistin gözetiminde daha sonra kendi evlerinde çocuklarıyla haftada bir kez 30 dakikalık oyun zamanı geçirirler. Böylece ebeveynler kendi çocuklarının terapistleri olurlar.

 

Oyun Terapisinden Hangi Çocuklar Fayda Sağlar?

Oyun Terapisi 3 yaşından 10 yaşına kadar uygulanabilir ve her alanda problem yaşayan her türlü çocuğa fayda sağlar.

  • Öfke Kontrolü
  • Kayıp ve yas sürecindeki çocuklar
  • Anne-baba ayrılması veya aile ilişkilerinin bozulması
  • Travmatik yaşam olayları ve krizler (Cinsel taciz, hastalıklar, ameliyatlar, doğal felaketler vb.)
  • Davranış bozuklukları: tuvalet sorunları, çalma, arkadaşlarına zarar verme
  • Anksiyete: okul fobisi, hayvan fobisi, zarar görme korkusu vb.
  • Depresyon
  • Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu
  • Akademik, sosyal ve fiziksel gelişim sorunları
  • Öğrenme güçlüğü
  • Kronik sağlık problemleri yaşayan çocuklar

FİLİAL OYUN TERAPİSİNİN HEDEFLERİ

Filial terapi çocukların;

  • Kendilerinin ve başkalarının duygularını anlamalarını sağlamalarına
  • Kendi ihtiyaçlarını daha iyi karşılamak için duygularını uygun şekilde ifade etmelerine
  • Sorun çözme becerilerini geliştirmelerine
  • Sorunlu davranışları azaltmalarına
  • Uyumlarını arttırmak için çatışmaları ve ikilemleri çözmelerine
  • Daha iyi seçimler yapabilmeleri ve sorumluluk alabilmelerine
  • Anne babalarına güvenlerini arttırmalarına
  • Özgüvenlerini ve özsaygılarını arttırmalarına yardımcı olmak için geliştirilmiştir.

 

Filial terapi anne-babaların;

  • Çocuklarının gelişimlerini daha iyi anlamalarına
  • Çocuklarının duygularını ve motivasyonlarını daha iyi anlamalarına
  • Tüm uyum sürecinde oyunun ve duyguların önemini öğrenmelerine
  • Olumlu sonuçları ortaya çıkaran diğer becerileri ve düşüncelerini öğrenmelerine
  • Çocuklarıyla iletişimlerini ilerletmeye
  • Anne baba olarak kendilerine olan güvenlerini arttırmaya
  • Çocuklarına yönelik sıcaklık ve güven duygularını arttırmaya
  • Ortaya çıkabilecek ve hayal kırıklığı yaratacak durumları azaltmalarına
  • Gelecekteki sorunları önleyebilecek çocuk bakımıyla ilgili becerileri öğrenmelerine ve kullanmalarına yardımcı olmak için geliştirilmiştir.

 

Genel olarak aile oyun terapisi;

  • Aileyi terapiye getiren sorunları azaltmak yada ortadan kaldırmak
  • Ailenin gelecekteki sorunları önlemesine yardım etmek
  • Anne-baba ve çocuk arasındaki ilişkiyi güçlendirmek
  • Ailenin iletişim becerilerini geliştirmek
  • Ailenin başa çıkma becerilerini geliştirmek
  • Ailenin beraber eğlenebilme becerisini geliştirmek
  • Aileye gelecekte kullanabileceği beceriler ve fikirler sağlamak için geliştirilmiştir.

NEDEN OYUN TERAPİSİ?

Oyun terapisi, çocukların oyunları ve oyuncakları kullanarak, uzman bir oyun terapisti gözleminde, kendilerini doğal bir şekilde ifade ettikleri terapi yöntemidir. Oyun terapisi sürecinde, çocuklar kendi içlerinde mücadele ettikleri duygusal deneyimlerini yansıtan oyunlar yaratırlar. Çocuklar, oyunlarında özel oyuncaklar seçerek içsel çatışmalarını yansıtan önemli konuları (kardeş kıskançlığı, anne-baba ayrılığı, aile iç çatışmalar, korkular) tekrar canlandırırlar ve problemle baş etmede güçlenirler. Çocuklar yetişkin terapisindeki kelimeler yerine oyuncakları koyarak kendilerini ifade edebilecekleri bir ortam bulurlar. Yetişkinler için psikoterapi ne ise çocuklar için de oyun terapisi aynı şeyi ifade eder.

 

Oyun Terapisinden Hangi Çocuklar Fayda Sağlar?

Oyun Terapisi 2.5 yaşından 12 yaşına kadar uygulanabilir ve terapi her alanda problem yaşayan her türlü çocuğa fayda sağlar.

  • Öfke Kontrolü
  • Kayıp ve yas sürecindeki çocuklar
  • Anne-baba ayrılması veya aile ilişkilerinin bozulması
  • Travmatik yaşam olayları ve krizler (Cinsel taciz, hastalıklar, ameliyatlar, doğal felaketler vb.)
  • Davranış bozuklukları: tuvalet sorunları, çalma, arkadaşlarına zarar verme
  • Anksiyete: okul fobisi, hayvan fobisi, zarar görme korkusu vb.
  • Depresyon
  • Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu
  • Akademik, sosyal ve fiziksel gelişim sorunları
  • Öğrenme güçlüğü
  • Kronik sağlık problemleri yaşayan çocuklar

Oyun Terapisinden Çocuk Nasıl Yararlanır?

Çocuklar oyun terapisine belirli problemlerin çözümü için yönlendirilirler. Bu çocuklar genelde ailesiyle, arkadaşlarıyla yada okulda bazı hatalı davranış ve alışkanlara sahiptirler. Oyun terapisi çocuğun bu zorluklarla baş edip çözümler bulmasını ve problem çözme yeteneğini güçlendirmesini sağlar.

Oyun terapisindeki çocuklar;

  • Davranışlarına dair farkındalık kazanır ve yaptıklarından sorumlu olur ve daha başarılı stratejiler geliştirir.
  • Problemlere daha yeni ve gelişmiş çözümler bulur.
  • Kendisine ve diğer insanlara karşı sevgi ve kabullenme duygusunu geliştirir.
  • Duygularını tecrübe etmeyi ve onları ifade etmeyi öğrenir.
  • Empati duygusunu ve diğerlerinin düşünce ve duygularına saygılı olmayı geliştirir.
  • Yeni sosyal yetenekler ve aile ile olan ilişkilerini geliştirmeyi öğrenir.
  • Kendine olan saygısını ve güvenini geliştirirken yeteneklerini de anlamasını sağlar.

Oyun Terapisi ne kadar sürer?

Oyun terapisi çocuğun durumuna göre değişen zamanlarda uygulansa da genelde 30 ile 50 dakika arasında sürmektedir. Terapi her çocuk için farklı işler ve bir çocuğun oyun terapisinden yarar sağlayabilmesi için her hafta ya da iki haftada bir gelmesi tercih edilir. Toplam uygulama süresi ise çocuğun sorununa göre ve çocuğun terapiye uyumuna ya da direncine göre değişmektedir. Her çocuk oyun terapisinde hemen kendini güvende hissetmeyip açamayabilir ve bu belirli bir zaman alabilir. Seans sayısı belirlemek hatalıdır çünkü güvenin ve sıcak bir ilişkinin kurulması her çocuk için farklı işleyen bir süreçtir .

KRONİK HASTALIK VE PSİKOLOJİ

Kronik Hastalik ve Psikoloji2
3 4 Kronik Hastalik ve Psikoloji

Hipnoz

Hipnoz Nedir- Ne Değildir?

Hipnoz uyku hali değildir. Ancak hipnoza giren kişinin tam bir uyanıklık durumunda olduğunu da söyleyemeyiz. Hipnoz esnasında, her zaman kendini savunmaya programlanmış bilinçli beyin, problemini sakladığı duvarlarını kaldırır ve problemi daha görünebilir kılar.

Hipnoz; bir nesne ya da bir duruma odaklanmak ile başlayan, içsel süreçleri aktive eden, tehlikesiz bir tanı koydurucu ve tedavi biçimidir. Kullanılan onlarca psikolojik teknik içinde kişinin kendisini rahatlıkla ortaya koymasını sağlayan yöntemlerden yalnızca birisidir HİPNOZ.

hipnoz-2 Hipnoz durumunda;

  • Dikkat, içteki bir odağa yönlendirilir,
  • Eleştirel düşünce, yargılama ve gerçeği sınama azalır,
  • Zihnin ileriyi planlama fonksiyonu askıya alınır,
  • Telkine yatkınlık artar,
  • İmgeleme artar veya fantastik düşüncelere girmek gibi davranışlar görülür.

 

Acaba Ben Hipnoza Yatkın Mıyım?hipnoz

 Hipnozda olan kişiye “Süje” denir.

Herkes hipnoza yatkın değildir. Ancak herkes hipnozu -farklı biçimlerde de olsa- hayatında birkaç defa yaşamıştır.

Hipnoza daha yatkın olan bireylerin özellikleri şöyledir;

  • Zeka geriliği olmayan kişiler,
  • Gönüllü olan ve motivasyonu yüksek olan kişiler,
  • Tek bir fikre odaklanabilen (konsantrasyonu güçlü) kimseler,
  • Fizyolojik ihtiyaçları giderilmiş kimseler (“Hipnoza Hazırlık” kısmında bu madde açıklanıyor),
  • Aşırı kontrol duygusu olmayan- güven ilişkilerini hızlıca kurabilen kimseler,
  • Görsel hayal kurma yeteneği gelişmiş ve/veya güçlü olanlar,
  • 7 ila 60 yaş arasındakiler,
  • Fotografik hafızası güçlü kimseler hipnoza daha yatkın kişilerdir.

 

Hipnoza Yatkınlık Dereceleri

 Herkesin hipnoza yatkınlığı farklı olsa da evet, herkes hipnoza girebilir. Özellikle çocuklar telkine çok yatkın olduklarından hipnoza son derece yatkındırlar. Genel olarak toplumun %10-15’inde hipnoza yatkınlık düşük seviyededir. Toplumun %70-80’inde orta düzeyde bir yatkınlık, %10-15’inde ise yüksek düzeyde bir yatkınlık vardır. Yüksek düzeyde hipnoza yatkın olan kişiler daha derin transa girebilirler.

 Şunlardan biri veya bazılarını yaşadıysanız günlük yaşamınızda siz de hipnoza girdiniz demektir!

  • TV’de bir programı izlerken reklam girdiğini fark etmediyseniz,yol
  • Reklam esnasında kendinize gelip ne seyrediyordum ben diye düşündüyseniz,
  • Bir işe dalmışken size seslenen kişinin sesini duymadıysanız,
  • Aracınızla işten hangi ara eve döndüğünüzü fark etmediyseniz,
  • Uzun yolda giderken sanki hiç araç kullanmamışsınız gibi gideceğiniz yere ulaştıysanız,
  • Bir yerde sıra beklerken (banka, muayenehane vb.) sıranın size geldiğini fark etmediyseniz,

Korkulacak bir şey yok. Yalnızca hipnotize oldunuz!

  

Yatkın Olup- Olmadığımı Nasıl Anlayacağım?

 Hipnoza yatkın olup olmadığınızı anlamak için terapistinizden size “Hipnoza Yatkınlık Testleri” uygulamasını isteyebilirsiniz. Bunlar basit, 3-4 dakikalık testlerdir. Eğer hipnoza yatkın değilseniz başka bir psikoterapi tekniği ile yola devam etmeniz size zaman kazandırır.

 

Hipnoz Hakkındaki Yanlış İnanışlar ve Korkular

  1. hipnoz (1)Kontrolümü kaybederim. İrademi bir başkasına bırakamam. ==>   Hipnoz, saflık ya da iradesizlik değildir. Kendi özgür iradenizi kaybetmiyorsunuz. Hatta süjelerin çoğu uyandıklarında seansın tümünü hatırlar.
  2. Haberim olmadan istemediğim ya da belki de hiç hatırlamadığım anılarımı açıklamak istemem. ==> İsteğiniz dışında herhangi bir şeyi zorla açıklatamayız. Size dayatılan bir şey değildir, ancak kendi kendinize sizin yaptığınız bir şeydir.  Başkası size sadece rehber olarak yardımcı olabilir.  Bu yüzden, bu bir takım çalışmasıdır, bir savaş değil.
  3. Bana etik olmayan ve değerlerime aykırı şeyler yaptırabilirler. ==> Hipnoz altındayken değerlerinizi ve etik yapınıza karşı gelecek şeyler yaptıramayız size. Bunu engelleyen sizin ego gücünüzdür. Egonuz, size söylenen şeyi mantıksız bulursa veya kendisine uygun olmadığını düşünürse, size engel olacaktır. Ego bir nevi otokontrol sisteminizdir. Ayrıca bununla ilgili kaygılarınız yüksekse seans boyunca video kaydı isteyebilirsiniz. Böylece uyurken seansta yaptıklarınızı ve yaptıklarımızı izleme şansınız olur.
  4. Bilincim kaybolur ve amnezi (unutkanlık) geçiririm. ==> Hipnoz hakkındaki yanlış inanışlardan biri budur. Oysa danışanların çoğunluğu, genelde seansta olan her şeyi hatırlarlar. Ve bu kabul edilebilirdir çünkü hipnoz yaptığımız danışanların çoğunluğunu orta derecede transa alabiliyoruz ve orta derece transta her şeyi hatırlayabiliyorsunuz.
  5. Uyanamazsam ne olur? Arafta mı yaşayacağım? ==> Hipnozdan “uyanamamış” kimse yoktur. Bu tamamen bir efsanedir. Eğer çok derin transa girerseniz- gündüz TV karşısında uyumanız gibi- REM dediğimiz rüya evresine geçersiniz. Zaten aynen evinizde olduğu gibi birkaç saat içinde dinlenmiş şekilde kalkarsınız. Tabi bizden sizi uyandırmamızı istemediğiniz sürece, huzurlu uykunuz bize emanettir.

 

Hipnoza Hazırlık!!!

 Hipnoz ve Hipnoterapiyle ilgili web sitemizde bulunan bilgileri okuyun. Aklınıza takılan herhangi başka bir soru varsa mutlaka bir kâğıda not edin ve görüşmeye gelirken yanınızda sorularınızı getirin. Birincil fizyolojik ihtiyaçlarınızı (açlık, uyku, tuvalet gibi) gidermiş olmalısınız. Saçınızı rahatsız edecek toka, boynunuzu sıkan kolye-kravat gibi aksesuarlar takmayın.

 

Hipnoz Öncesi- Hipnoz Sırasında- Hipnoz Sonrası 1401383341

Öncesi: Danışanın problemini tanımlama ya da anlatım yolu, hipno­terapiste faydalı bilgiler sağlar. Hipnoz iletişimle ilgilidir, bazılarının da tanımladığı gibi bireysel, bilinçdışı bir iletişim şeklidir. İşbirliği kurma kabiliyetini azaltabilen korkular, şüpheler, endişeler, ilk hipnotik seanstan önceki görüşmede ortadan kaldırılmalıdır.

Danışan-terapist arasında kurulan işbirliği ve güven ilişkisi tedavi için önem arz eder. Eğer hipnozla daha uzun çözülebilecek veya hipnozun etkisinin az olacağı bir durum söz konusu ise terapist sizi farklı bir tedavi yaklaşımına yönlendirecektir.

 

Sırasında: Hashipnoterapitanın değerlendirmesi ve eğitimi arasındaki geçiş, klinisyenin, hastanın hipnozu anladığına karar vermesiyle başlar.

Olumlu beklenti hipnozda önemli yer eder. Kişinin aldığı bir tedaviye cevabı, direkt tedaviden beklentisine bağlıdır. Bu nedenle, sizi hipnoza hazırlama süreci tedavinin belki de en önemli kısmıdır.

Bunların yanı sıra danışanlarımıza video kaydı önerilir. Bu hem seansta olanlar konusunda danışanın kafasında soru işareti kalmaması, hem de danışanın “kendi kendine hipnozu (otohipnoz)” öğrenmesi için önemlidir.

 

images

Sonrasında: Her yapılan seans sonrasında yapılanlar, bundan sonra beklenen davranış değişikliği ve ödevler konuşulur. Seans değerlendirilir. Semptom ortadan kalkınca, ego güçlenince, yaşam normal akışına dönünce ortak kararla hipnoterapi sonlandırılabilir.

 

 

 

Hipnozla İlgili Sık Sorulan Sorular? 

  • Hipnoza Girdikten Sonra Ya Hipnozdan Çıkamazsam!

Hipnozun tarihinde hipnoza girip de çıkamamış kimse bulunmamaktadır. Terapistiniz size hipnozdan çıkmak için telkin verdiğinde gözlerinizi açarsınız. Olabilecek en büyük tehlike normal gece uykusuna dalmanız ve uykunuzdan kendi hızınızda uyanmanızdır.

 

  • Hipnozda Bilgilerim ya da Geçmiş Yaşantılarım (Anılarım) Silinir Mi?

Asla silinmez. Hatta bazı unutulmuş anıların yeniden canlandığı söylenir. Fakat beynimiz hiç durmadan çalışan bir fabrika gibidir.  Bu anılar yıllar içinde annemizden- babamızdan- çevremizden duyduğumuz şekilde bizim beynimizde yer eder. Biz bu anıların pek çoğunu bize anlatıldığı şekilde hatırlarız. Bu nedenle canlanan anılardan ziyade bize bu anıların ne hissettirdiği önemlidir.

 

  • Hipnoz Kötü Amaçlarla Kullanılabilir Mi?

Hipnozda kişiler telkine açık hale gelmektedir. Ancak her birimizin “irade” diye de tanımlayabileceğimiz bir ego kapasitemiz mevcuttur. Buna göre bize verilen telkini yerine getirmemiz için öncelikle bu telkini kabullenmiş olmamız gerekir. Bu nedenle verilen tüm yönergeleri irademiz dışında gerçekleştirmemiz mümkün değildir. Ayrıca bu noktada yine terapistinize olan güveninizin önemi ön plana çıkmaktadır.

 

  • Hipnozdayken Sizi Nasıl Duyacağım?

Hipnoz tam bir uyku hali olmadığı için terapistle bağlantınız asla kesilmeyecektir. Soruları duyacak, telkinlere uyacak ve yanıt verebileceksiniz. Aslında olması gereken terapi ve/veya tanı süreci devam ettiği için de iletişimin kopmamasıdır, hipnoterapide bu sağlanır.

 

  • Hipnoz Altında İstemsiz Davranışlarda BulunurMuyum?

Hipnoz altında iken istemsiz kasılmalar, esneme, gözlerini açarak konuşmak, el-kol hareketleri ile anlatmak, ağlamak gibi kişinin o an içinden geldiği şekilde davrandığını görmek mümkündür.

hipnoz-nedir

  • Hipnoz Altında İken Gizli Sırlarımı Açığa Çıkarır Mıyım?

Hipnoz altındaki birey eğer bilinçli halde anlatmaktan özellikle kaçındığı sırları varsa ve bunları terapistiyle paylaşmak istemiyorsa hipnoz altında da bunları saklamaya çalışacaktır. Ancak bu kişinin hipnoza rahatça kendini vermesini engelleyebilir. Bu nedenle eğer paylaşmak istemediği sırları varsa bu kişilerle semptom üzerine çalışılır. Örneğin, baş ağrısını gidermek, panik atağını yok etmek gibi teknikler çalışılır ve altta yatan nedenlere inilmez.

 

  • Beni Kontrol Edip, Tüm Sorunlarımı Geçirebilir Misiniz?

Hipnoz tanı ve tedavi amacıyla uygulanır. Bunun haricinde terapist tümüyle seansın kontrolünü almaz. Yalnızca yönlendirici olur. Süje, seans boyunca terapistin yönlendirmesi ile KENDİ hayal dünyasının zenginliğini yaşar. Ve sonuçta da yine kendi iradesi ve azmi ile iyileşme sağlanır. Terapistin görevi tekniği doğru şekilde öğretmek ve denetlemektir. Bu rallilerde ko-pilotluk yapmaya benzer. Arabayı siz kullanırsınız terapistiniz size yol tarifi yapar!

 

  • Kendi Kendime Hipnoz Yapabilir Miyim?

Kendi kendine hipnoz (otohipnoz) mümkündür. Ancak bunun için önce hipnozun nasıl yapılacağı, hangi durumlarda ve hangi yöntemle hipnoza girileceği öğrenilmelidir. Bu bilgileri terapistinizden aldıktan sonra “otohipnoz” yapabilirsiniz. Hatta terapistiniz size bununla ilgili ödev de verecektir. Otohipnoz öğrenmek iyileşmeyi hızlandıracaktır. Ayrıca hipnoza girmeyi kolaylaştırıcı bazı materyalleri de edinerek istediğiniz yerde hipnoz yapabilmeniz mümkündür.

 

Hipnozun Yan Etkileri Var Mıdır? Riskleri Nelerdir?

Hipnozdan kaynaklanan bilinen bir risk yoktur. Ancak;

  • Organik beyin sendromu olan kişiler,
  • İntiharı etme eğilimi olan hastalar,
  • Paranoid şizofreni tanısı olan kişiler,
  • Düşünce bozuklukları veya kişilik bozuklukları olan kişiler hipnoza alınmamalıdır.